Kategoriler
Başarı Hikayeleri Röportajlar

5 Ayda 20 Kilo Verdim (Başarı Hikayesi 1)

Başarı hikayelerimizin birincisini sizlerle paylaşıyoruz. 5 ayda 20 kilo veren bir kişinin düşüncelerini sizlerle paylaşıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, ayda 4 kilo vermek en idealidir. Bu da en ideal başarı öyküsü olmasını sağlıyor. Bu güzel röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.


Genel olarak durumunuzdan bahseder misiniz?
Ben 95 kilo ile başladım, 5 ayda 20 kilo verdim. Ekmeği, şekeri ve paket gıdaları hayatımdan çıkardım. Her gün yürüyüşümü yaptım.

Zayıflama öncesi sonrası
90 kilodan 70 kiloya, 5 ayda 20 kilo.

Neden zayıflamak istediniz?
Kiloluyken asosyal biriydim. Kıyafet bulamamak en büyük sorunumdu kendi zevkimin dışında şeyler giyiyordum. Uzun süre tartılmamıştım tartıya çıktığımda 95 kiloyu görünce aynı gün ekmeği ve şekeri kestim. En fazla da 95 kiloyu görmüştüm. 90 kilo ile diyete başladım.
Kiloluyken yaşadığınız sıkıntılar nelerdi?
Kendimi hiç beğenmiyordum ve kilolu insanların sohbet ortamlarında pek ciddiye alınmadığını düşünüyordum.
Diyetlerde yediği öğünlerden harika bir kare.
Diyetlerde yediği öğünlerden harika bir kare.

Şişmanken duyduğunuz en kötü şey neydi?
Şişmanken kötü bi söz duymadım ama fotoğraflarda çok kötü çıktığım için foto çekilmiyordum. Üstelik mesleğim fotoğrafçılıkken 😊
Zayıfladıktan sonra duyduğunuz en güzel şey ne oldu?
Ne kadar zayıflamışsın cümleleri beni çok mutlu ediyordu.
Sizce kilo vermenin sırrı nedir?
Bence kilo vermenin ilk kuralı istemek ve buna hazır olmak. Pes etmemek, neden zayıflamak istediğini düşünerek sürekli motive olmak.
Sizce obezitenin tanımı nedir?
Bence obezite aç gözlülük ve iradesizlik 😄 O açlık sinyallerini sürekli yemek düşünerek beyine biz gönderiyoruz. Gerçi ben tam bir çikolata bağımlısıydım yemek yerine gün boyu çikolata ve tatlı yerdim.
Sarkma oldu mu?
Sarkma bölgesel olarak oldu iç bacak ve üst kollarımda var.
Zayıflarkenki hedefiniz neydi?
Hedefim aynalara bakıp kendimi sevmek ve fit görünmek.
Zayıfladıktan sonra enerjinizde bir değişim oldu mu?
Kilolu iken 24 saat uyuyabilirdim ama kilo fazlalığım gittikçe enerjim yükseldi, günde 6 saat uyumak yetiyor. Gün boyu hiç durmuyorum şimdi.

Kategoriler
Sağlıklı Yaşam Haberleri

Gazlı Şekerli İçeceklerin Zararları

Gazlı şekerli içeceklerin zararları nelerdir? Şekerli ya da soft içecek olarak adlandırılan gazlı içecekler, içerisinde yoğun miktarda, karbonatlı su, tatlandırıcı ve benzeri şeker türevleri ile koruyucular barındırırlar.
gazli_ve_sekerli_iceceklerin_zararlari-1
Soft olarak adlandırılmalarının nedeni, içeriklerinde alkol olmaması ya da alkol düzeylerinin %,’ ten az olması olsa da, genel itibariyle bakıldığında bu içecekler, içerdikleri maddelerle sağlık açısından alkollü içecekler kadar, hatta daha fazla zararlı etkiler göstermektedir. Yanı sıra, bu içeceklerin pek çok çeşidi bulunmakta olup, bu doğrultuda türlerine ve içeriklerine göre kafein, renklendirici ve koruyucu maddeleri yüksek oranda ihtiva edebilirler.

Şekerli / Gazlı İçecekleri Neden Tüketiyoruz?

gazli_ve_sekerli_iceceklerin_zararlari-4
Şekerli ve gazlı içeceklerin zararları gerek uzmanlar, gerekse beslenme otoriteleri tarafından ortaya koymakta olup, bu doğrultuda, bu ürünlerin zararlı olduğu pek çoğumuzun bildiği ve kabul ettiği bir gerçektir. Diğer yandan mevcut sek törel tüketim rakamları ve promotif kampanyaların sıklıkla medyada yer alıyor olması, zararlı olmalarına rağmen, bu içeceklerin tüketiminin üst seviye de olduğunu da gözler önüne sermektedir.
Böyle bir tablonun varlığında, şekerli ve gazlı içeceklerin neden tüketildiği ve onları vazgeçilmez kılan faktörleri değerlendirerek işe başlamak doğru olacaktır. İlk olarak, şekerli ve gazlı içeceklerin vücut ve metabolizma açısından doğrudan hiçbir faydası bulunmamaktadır.
Diğer bir ifadeyle, bu içecekleri tüketenlerin amacı sağlık açısından bir fayda sağlamak olamaz. Ortaya konan faktörler ışığında da görülen, zaten bu içeceklerin tüketiminde bir fayda beklenmediği olmuştur. Peki, şekerli ve gazlı içeceklerin tüketilme sebepleri nelerdir?

Tat Faktörü

Şekerli ve gazlı içecekler yüksek oranda şeker ya da tatlandırıcı madde içeren içeceklerdir.  Yanı sıra bu içeceklere ek tat veren çikolata ya da meyve aromaları, bu alamda bu ürünlere olan kitlenin giderek büyüyen bir hal almasını sağlamaktadır. Ayrıca, içerik aromaları, özellikle, çocuklar ve gençlerin hoşuna gidecek tadı sunduğundan, şekerli ve gazlı içecekler, bu yaş gurubu arasında popülerliğini korumaktadır.

Ulaşılabilir ve Pratik Oluşu

Gazlı ve şekerli içecekler, büyük bir sektör içerisinde üretilen içeceklerdir. Bu nedenle, hemen hemen her yerde satılırlar. Dolayısıyla ulaşılabilirliği kolay ürünlerdir. Yanı sıra bu içecekler, kutu ve benzeri kolay taşınabilir formları ile her yerde tüketilme kolaylığı sağlayan ürünler olduğundan, gerek işte, gerekse okulda ya da evde ilk akla gelen içecekler arasında yer alırlar.

Fiyat

Gazlı ve şekerli içeceklerin pek çoğu uygun fiyatlarla satılır. Bu anlamda, uygun fiyat bu içecekleri öne çıkan bir içecek alternatifi yapmaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin uygun fiyatlı oluşu, her kesim ve bütçeden kişinin bu içeceklere yönelmesini de kolaylaştıran bir etken olarak karşımıza çıkar.

Alışkanlık ve Bağımlılık Hissi

gazli_ve_sekerli_iceceklerin_zararlari-2
Temelde içeriğinde bağımlık yapan bir madde olmadığı ileri sürülse de, gazlı ve şekerli içeceklerin pek çoğunun zaman içerisinde bağımlılık yarattığı düşünülmektedir. Özellikle kafein oranı yüksek içeceklerde, bu durum daha da sık görülür. Diğer yandan ortada herhangi bir bağımlık durumu söz konusu olmasa bile, tüketim alışkanlıkları ve belli bir grup içerisinde tüketildiği durumlarda sosyalleşme düşüncesi, bu ürünlerin tüketimini düzenli hale getirmektedir.

Medya ve Reklamların Etkisi

Gazlı içecek sektörü her geçen gün büyüyen üretimlerini tanıtmak için reklam çalışmalarını da bu yönde yoğun olarak yapmaktadır. Ünlü isimlerin kullanıldığı bu reklamlar, farklı kitleleri bu içeceklerin tüketimi konusunda teşvik eden ve bu doğrultuda tüketimi arttıran en önemli faktörler arasında yer alır.

Şekerli / Gazlı İçeceklerin Zararları

gazli_ve_sekerli_iceceklerin_zararlari-3
Şekerli ve gazlı içecekler vücudun çeşitli fonksiyonlarını ve işleyiş düzenini bozan içerikleri nedeniyle sağlık açısından pek çok zararın ortaya çıkışına neden olur. Gazlı içeceklerle ilgili görüşlerden biri, şeker içeriklerinin yüksek olması ve bu doğrultuda obeziteyi tetiklemeleri yönünde şekillenmektedir.
Yüksek şeker içeriğinin kan basıncını arttırması paralelinde, vücutta ortaya çıkan insülin direnci ile metabolizma hızının düşmesine neden olmaktadır. Bu durum ise yağ yakımını yavaşlatmakta ve artan kilo doğrultusunda obezite otaya çıkmaktadır.  Asit oranlarının yüksek olmasıyla da sindirim sistemi sorunlarının ortaya çıkışını tetikleyen bu içecekler, yine hazımsızlık ve şişkinlikler doğrultusunda sindirim güçleşmesine ve kilo alımını hızlandırmaya etken olmaktadır.
Diğer yandan, bu görüşün doğru olmadığı yönünde görüş bildiren bilim adamlarının sayısı da azımsanmayacak düzeyde olup, bu konu üzerindeki çalışmalar halen devam etmektedir. Obezitenin ana nedeninin gazlı içecekler olduğunu savunmak ebetteki asılsız bir yaklaşım olacaktır. Yine de obeziteye karşı savaşan bireylerin gazlı içecek tüketimini sınırlandırması, hatta mümkünse bırakması faydalı bir adım olacaktır.
Gazlı içeceklerin zararlarından biri de diyabettir. Burada, bu tür içeceklerin diyabete doğrudan bir etkisi olmasa da, obezite ile olan negatif ilişkisi doğrultusunda bir etki söz konusudur. Yanı sıra, vücudun insülin direnç artışının diyabeti büyük ölçüde tetiklemesi söz konusudur. Şekerli ve gazlı içeceklerin içerisinde bulunan aşırı şeker oranı, vücudun genel şeker dengesi alt üst ederek, diyabet hastalığının ortaya çıkışını hızlandırmaktadır.
Şekerli içeceklerin zararlı etkilerine maruz kalan organlardan biri de böbreklerdir. Oldukça asitli olan bu içecekler böbrek taşı oluşmasına neden olur. Ayrıca kronik böbrek rahatsızlıklarında da bu tarz içeceklerin etken olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkan çarpıcı sonuçlar arasındadır. Ek olarak bu içeceklerde bulunan zararlı kimyasallar diş minesini zarar görmesine neden olur ve bu yönde diş aşınmaları ve diş çürümeleri ortaya çıkar. Kemik erimesi sebepleri arasında da yine bu içeceklerin büyük payı olduğu düşünülmektedir.

Şekerli ve Gazlı İçeceklerin Dolaylı Olumsuz Etkileri

gazli_ve_sekerli_iceceklerin_zararlari-5
Şekerli ve gazlı içeceklerin vücuda doğrudan verdiği zararların yanı sıra dolaylı olarak ta olumsuz etkileri olmaktadır. Bu etkiler henüz varlığı tam olarak ispatlanmamış ve geçerlilik kazanmamış olduğundan yan etkiler olarak nitelendirilmektedir.
Bu içecekler dâhilinde ortaya konan yan faktörlerden ilki yüksek kan basıncıdır. Vücut hücreleri glikozun yıkımını gerçekleştirecek özelliktedir. Früktoz ya da sükroz ise hücrelerde yıkımı daha zor olan ve daha fazla enerji harcanan şekerlerdir. Bu doğrultuda, gazlı içeceklerin içerisinde daha az maliyetli olması sebebiyle, glikoz yerine früktoz ya da sükroz kullanılması, kan basıncının artmasına neden olmaktadır. Diğer yandan yapılan bazı araştırmalar gazlı ve şekerli içeceklerin inme ve kalp krizi riskini arttırdığını ileri sürmekte olup, konuya ilişkin araştırmalar devam etmektedir.
Süregelen araştırmalar dâhilinde gazlı içeceklerin karaciğere doğrudan bir zararı olduğu kanıtlanmamışsa da, uzman görüşleri karaciğer hastalıklarına yakalanma riskini attırdığı yönünde etkileri olduğunu öne sürmektedir. Yüksek kafein değerleri ise bu içeceklerin tansiyon, uykusuzluk, sindirim ve boşaltım sistemi rahatsızlıklarına neden olduğu diğer görüler arasında yer alır.
Şekerli içeceklerin pek çoğunda hem maliyeti düşürmek, hem de daha fazla tat elde etmek için aspartam ve benzeri tatlandırıcılar kullanılır. Bu maddeler, vücut açısında zararlı toksinleri içermekte olup, bu anlamda vücudun pek çok fonksiyonunun çalışma düzenini olumsuz etkileyecek etkiye sahiptir. Diğer yandan susuzluğu giderdiği sloganıyla satılan pek ok gazlı içecek, ilk anda ferahlatıyor gibi görünse de aslında vücudun su kaybın hızlandırmakta ve hücrelerin su emilimini olumsuz etkilemektedir.

Şekerli ve Gazlı İçecek Endüstrisi ile İlgili Denetimlerin Rolü

gazli_ve_sekerli_iceceklerin_zararlari-6
Şekerli ve gazlı içecekler ile ilgili eskiden beri süregelen pek çok araştırma yapılmış olup, bu araştırmaların pek çoğu, bu tür içeceklerde var olan yüksek şeker oranı ve diğer katkı maddelerinin vücut açısından pek çok zararı olduğunu ortaya koymuştur.
Öyle ki, araştırmacı kurum ve kuruluşlar ile bilim adamları, bu içeceklerin özellikle çocukların ve gelişme çağındaki gençlerin hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerini tehdit edecek nitelikte olduğu konusunda da ortak bir görüşte birleşmektedir. Yanı sıra yine şekerli ve gazlı içeceklerin çocukluk ve genç ergen çağında görülen obezitenin de ana faktörlerinden birini oluşturduğu ortaya çıkan çarpıcı sonuçlar arasında yer almaktadır.
Şekerli ve gazlı içeceklerin vücutta neden olduğu zararlı etkiler doğrultusunda pek çok ülke çeşitli kısıtlamalar getirerek, bu içeceklerin tüketimini azaltma yönünde çalışmalar yapmaktadır. Bu kısıtlamaların temeli vergi ve fiyat belirlemesi yönünde seyreden hareketleri kapsar.
Yanı sıra belirli dönemlerde yapılan denetlemeler de sektöre yönelik iyileştirme ve kısıtlamalar içerisinde ahi edilebilir. Özellikle vergilerin arttırılması ile sektörün üretimlerini bu yönde değiştirmesi amaçlanmaktadır. Yine de günümüzde gözle görülür bir gerçek halinde ortada olan sonuçlar doğrultusunda, bu denetim ve vergilerin sektör açısından çok belirgin bir etki yaratmadığı yönünde olmaktadır.
Vücut işleyiş ve organlarına olan zararları göz önünde bulundurulduğunda, bu içeceklerin ne kadar tehlikeli olduğu görülse de, temelde bu İçeceklerin etkilerini bu kadar net ve bariz bir şekilde görmek mümkün değildir. Yine de, bu etkiler uzun vadede olumsuz etkilerini gösterecek olup, bu anlamda mümkün olduğunca tüketimlerinden kaçınmak daha doğru olacaktır.
Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/
 

Kategoriler
Obezite Obezite Araştırmaları Obezite ve Yemek

Her Yönüyle Şeker Tehlikesi

Her yönüyle şeker tehlikesi konusunu inceleyeceğiz. Son dönemlerde daha çok ön plana çıkan aşırı kilo ve hastalıkların pek çoğunun temelinde sağlıksız ve yapay besinlerle beslenme yatar. Bu noktada beslenme açısından vücuda en çok zarar veren besinlerin başında şeker gelir.
her-yonuyle_seker_tehlikesi-1
 
Cipsten, kolaya, meyve sularından, şekerlemelere pek çok gıda maddesinde yer alan şeker, insan vücudunda pek çok rahatsızlığın ortaya çıkışını tetikler. Yanı sıra, günümüzde meye ve sebzelerin sağlıksız koşullarda yetiştirilmesi ve hormonsal gıdaların raf ve pazarlarda boy göstermesi, bu ürünlerin genetiğinin değişmesine ve içeriğindeki şeker oranın yükselmesine neden olmuştur.
Diğer yandan doğru bilinen yanlışlarla zararsız, hatta çok sağlıklı olarak görülen pek çok besin maddesi de yüksek şeker içeriği ile vücuda zarar veren faktörler arasında öne çıkmaktadır. Yukarıda bahsi geçen şeker yönünden zengin pek çok gıda maddesi, yüksek glisemik indeks değerine sahiptir. Bu anlamda kan şekerini çok hızlı bir şekilde yükselmesine neden olurlar.
Aşırı şeker yüklenmesi doğrultusunda vücudu dengesini sağlayabilmek adına pankreastan salgılanan insülin zamanla insülin direncinin artışına neden olarak şeker hastalığının ortaya çıkışını hızlandırır. Yanı sıra kan şekerinde yaşanan ani düşüş ve yükselişler bireylerde daha sık acıkmaya ve daha fazla yemek yemeye neden olur. Devamında ise vücutta yağ oranının artması ve aşırı kilo alımına paralel olarak obeziteye ve sindirim istemi rahatsızlıkları ortaya çıkar.

Şekere Gerçekten ihtiyacımız Var mı?

her-yonuyle_seker_tehlikesi-2
Popüler pek çok görüş, gün içerisinde ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılaması açısından, vücudun şeker ihtiyaç duyduğunu savunsa da, son yıllarda yapılan araştırma sonuçlar ve bireylerde gözlenen değişiklikler, aslında şekerin vücut için zorunlu bir ihtiyaç olmadığını ortaya koymaktadır.
Aslında vücut basit şekerlere ihtiyaç duymaz. İhtiyaç duyulan enerjiyi karbonhidratlar aracılığıyla üretir. Karbonhidratlar vücut içerisinde glikoza dönüştürülerek vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamak amacıyla kullanılır. Bu doğrultuda enerji ihtiyacını karşılamak için basit şekerler erine kompleks yapıdaki karbonhidratların kullanılması daha doğru ve sağlıklıdır. Bu doğrultuda doğal sebze ve meyveler, süt, yoğurt, makarna, ekmek gibi ürünler enerji açısından zengin besinler arasında yer alır. Diğer yandan, tüketilen pek çok gıdanın içeriğinde zaten şeker bulunmakta olup, ek olarak şeker alınması, şeker düzeyini arttırmaktan öteye geçmez.
Şekeri hiç bilmeyen biri için şeker tüketmek bir ihtiyaç olmasa da, kuşkusuz pek çok kişi gerek alışkanlık, gerekse psikolojik olarak şeker tüketmeye ihtiyaç duyarlar. Bu şekilde mutlaka şeker tüketilmesi gerekiyorsa en ideal miktar günde en fazla 8 kesme şeker olarak tavsiye edilmektedir. Tabi bu oranlar gün içerisinde şeker oranı yüksek bal meyve, çikolata, cips ve şerbetli tatlıları tüketmeme halinde geçerlidir. Özellikle 1 kaşık bal 2 kesme şeker eşit olup, ikisinin aynı anda çok fazla tüketimi yine vücudun çok fazla şeker almasına neden olacaktır.

Şekerin Her Türlüsü Zararlı

her-yonuyle_seker_tehlikesi-5
Şekerin pek çok farklı türü vardır. Doğal pancar şekerinin işlenmiş hali olan Sofra şekeri olarak bilinen sakkaroz, meyve şekeri früktoz ve glikoz basit şekerler kategorisinde yer alır.  Glikoz ve früktoz şuruplarının zararlı etkilerinin diğer şeker türlerine göre daha fazla olduğu bilinmektedir. Bisküvi, çikolata, meyveli içecekler ve şerbetli tatlılarda sıkça kullanılan früktoz (mısır şurubu) bu anlamda karaciğeri en fazla etkileyen ve insülin direncinin ortaya çıkışında en fazla öne çıkan şeker türüdür.
Araştırmalar, şekerin her türlüsünün vücut açısından pek çok zararı olduğunu göstermiştir. Yükse kalorili olması nedeniyle şişmanlatıcı bir etkiye sahip olan şeker, obezite probleminin başta gelen sebeplerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkar. Basit şekerlerin vücuda girişi karaciğerde yağlanma, trigliseridlerin artması ve insülin direncine neden olur.
Bu doğrultuda basit şekerine obezite gelişimine doğrudan etkisi olduğunu söylemek mümkün olmaktadır. Ayrıca şekerin kimyasal içeriği de tehlike içerir. Şeker kullanımı ile hücre duvarı sertleşmeleri ve sonrasında damar sertleşmesi ve damar tıkanıklığı söz konusu olmaktadır. Yanı sıra kalp krizi, felç, beyin fonksiyonlarında yavaşlama sonucu Alzheimer ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunları da şeker tüketimi ile ortaya çıkmaktadır.

Meyveler Göründüğü Kadar Masum Değil

her-yonuyle_seker_tehlikesi-3
 
Meyveler sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin en önemli ögeleri arasında yer alırken, pek çok diyet listesinde de sıklıkta yer alan gıda maddelerindendir. Yanı sıra kilo verme isteyen pek çok kişi de zaman zaman sadece meyve yiyerek zayıflayabileceğini ve sağlıklı bir diyet rutini devam ettirebileceğini düşünür.
Oysa meyvelerin içeriğinde de farklı miktarlarda şeker bulunur. Bu nedenle meyve tüketimini şeker miktarlarının farkında olarak belli sınırlamalar dâhilinde tüketmeye dikkat etmek gerekir. Meyveler içerdikleri şeker oranına göre az şekerli, orta şekerli ve çok şekerli meyveler olarak sınıflandırılmıştır.
Kayısı, erik, kiraz ve vişne sahip oldukları şeker düzeyine göre az şekerli meyveler grubunda yer alır. Şeftali, armut, elma ve portakal orta şekerli meyvelerdir. Muz, üzüm ve incir gibi meyveler ise çok şekerli meyveler olarak nitelendirilirken, bu meyveler aynı zamanda yüksek kalorili olmaları doğrultusunda tüketiminde aşırıya kaçılmaması gereken meyvelerdendir.

Tatlandırıcılar da Tehlike İçeriyor

her-yonuyle_seker_tehlikesi-4
Pek çok kişi şekeri zararlarının farkında olsa da şekerden vazgeçemez. Özellikle bisküvi, çikolata, şerbetli tatlılar, hamur işleri ve daha pek çok üründe şeker olmazsa olmazlar arasına yer alır. Diğer yandan şekerin eksik olmadığı maddelerden biri de çaydır. Çocukluk çağlarından itibaren birçok kişi çayı şekerli içmek gibi bir alışkanlık kazanır.
Bu alışkanlıkla beslenen bir vücut yapısında ise şekerden vazgeçmek oldukça zor olur. Gerek şekerin zararlarını azaltmak, gerekse kilo vermek amacıyla kişiler tatlandırıcılara yönelir. Tatlandırıcılar, bu anlamda şekeri tamamen kesmek isteyenlerin yaşadığı geçiş döneminde bir kurtarıcı fonksiyonu üstlenir.
Tatlandırıcılar doğal ve yapay tatlandırıcılar olarak iki gruba ayrılır. Doğal tatlandırıcılar bitki ve bitki köklerinden elde edilirler. Doğal tatlandırıcılar, şeker kadar tatlı olmasalar da, daha az kalori içermeleri doğrultusunda kullanılırlar. Doğal tatlandırıcılarının sahip olduğu moleküllerin benzerlerinin laboratuvar ortamında yapay halde sentezlenmesi ile elde edilen yapay tatlandırıcılar, neredeyse yok denecek seviyede kalori içerirler.
Ayrıca bu tatlandırıcılar çeşitlerine göre, şekerden 100 – 300 kat daha tatlıdır. Farklı içeriklere sahip bu ürünler, vücut yapısına olan kısa ve uzun vadeli etkileri nedeniyle yasal izinler doğrultusunda satışa sunulur. Aspartam, Sakkarin, Dulcin yasal izinlerle piyasada bulunan ve en sık kullanılan yapay tatlandırıcılar arasında yer almaktadır.
Şekerin olumsuz etkilerini azaltmak ve kilo vermeye yardımcı olmak için tatlandırıcı kullanımı, her ne kadar daha sağlıklı görünse de, tatlandırıcıları da dikkatli tüketmek gerekir. Özellikle yapay tatlandırıcılar, kimyasal içeriğe sahip oldukları için, zamanla vücudun genel işleyişini olumsuz etkileyebilirler.
Örneğin, yapay tatlandırıcılar arasında en çok kullanılan Sakkarinin şekerden 300 kat daha tatlıdr.  yüksek dozda alınmasının kansere neden olduğu görüşü hâkimdir. Yanı sıra epitel doku değişikliklerinde de etkili olduğu savunulan sakkarinin, bebeğe geçerek vücudunda birikmesi ihtimaline karşı, hamileler tarafından kullanımı yasaklanmıştır.
Şekerden 180 kat daha fazla tatlı olma özeliğine sahip Aspartam, yüzde 10 oranında metil alkol ve yüzde 50 fenilalanin içermektedir. Bu maddelerin fazla alınması beyin için oldukça zararlıdır. Yanı sıra, yine bu tatlandırıcının da kansere yol açtığı savunulmaktadır. Yapılan araştırmalar doğrultusunda görme ve işitme bozuklukları, kas ağrıları, migren ve baş dönmesi gibi pek çok rahatsızlığın bu tatlandırıcı ile ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır.