Kategoriler
Obezite Diyetleri

Alkali Su ile Kilo Verme (2019)

Alkali su ile kilo verme konusu, sağlıklı olarak diyet yapmak isteyenlerin resmen gözdesi konumunda. Metabolizmayı hızlandıran etkisiyle bilinen, aynı zamanda sağlıklı bir beslenme rutininin parçası olan alkali su, diyet yapanların da gözdesi konumunda. Üstelik alkali suyu elde etmek oldukça masrafsız, kolay ve pratik.alkali_su_ile_kilo_verme (3)
Metabolizma faktörü kilo verme sürecinde ilk sırada yer alır. Hızlı çalışan vücut metabolizması vücudun kilo kaybetmesine olumlu yönde etki sağlarken, aynı zamanda istenen kiloda kalabilmeye de yardımcı olur.
Diğer yandan, iyi çalışan bir metabolizma, vücudun sindirim sistemi faaliyetlerini düzenleyerek, sindirim sistemi rahatsızlıklarını da önlemeye yardımcı olur.
Diyetisyenlerin ortak görüşüne göre kilo verme ve kilo kontrolü sürecinde bu kadar önemli olan metabolizmayı hızlandırmaktır. Bunun için vücudun asit baz dengesini alkali seviyeye yükseltmek gerekir. Bu dengeyi sağlamanın kolay yolu ise alkali beslenmekten geçiyor. Bu doğrultuda diyet sürecinde olan kişilere alkali su içmeleri tavsiye edilmektedir.
Alkali su kürünün hazırlanışı ve uygulanışına geçmede önce alkali beslenme kavramı ve sağlık açısından faydalarına değinelim.

Alkali Beslenme Nedir?

alkali_su_ile_kilo_verme (4)Alkali beslenme, en genel tanımıyla, vücutta asit oluşturacak özellikte gıdaların, bazik özellik taşıyan alkali gıdalara oranla daha az tüketilmesidir. Diğer bir ifadeyle alkali beslenme vücutta asit etkisi oluşturan gıdaların tüketiminin azami düzeyde sınırlandırılmasıdır.
Asidik maddeler, hücre yapısına zarar vererek, pek çok hastalığa davetiye çıkarırlar. Vücudun asit baz dengesinin bozulması, diğer bir deyişle, asit seviyesinin artması, özellikle kalp, tansiyon ve böbrek hastalıklarına, şeker hastalığı, eklem rahatsızlıkları ve obeziteye neden olur.
Hiç kuşkusuz, hiçbir diyetisyen ya da beslenme uzmanı asit oranı yüksek yiyecekleri tüketmenizi önermez. Yine de bu tarz yiyecekleri tüketmeniz durumunda alkali beslenme mantığı ile alkali gıdaların tüketimi arttırılarak asit seviyesinin zararları azaltılabilir. Örneğin, fast food ürünler ve beraberinde tüketilen kola vücuttaki asit dengesi attırarak kilo oluşumuna davetiye çıkarır.
Alkali gıdaların yenmesi sonucu asit dengesi düşerek, metabolizmanın hızlanması ve bu doğrultuda kilo kontrolünün sağlanması söz konusu olmaktadır. Diğer taraftan özellikle kırmızı ya da beyaz et ve beyaz undan hazırlanan yiyeceklere karşı alkali besinlerin tüketilmesi daha fazla kilo almaya neden olur. Bu açıdan alkali gıdaların doğru tüketimi kadar kalori değeri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Alkali beslenmede yukarıda bahsi geçen kilo alıp verme durumu doğrultusunda alkali su kürü, kalorisiz yapısıyla vücuduna asit baz dengesini ayarlarken, ekstra kilo almayı da engeller. Bu açıdan zayıflamak isteyen kişiler için oldukça faydalıdır.

Alkali Beslenme Neden Önemli?

Düzensiz ve yanlış beslenme, stres, hastalıklar ve bulunulan çevre şartlarının etkisi vücudun asit dengesini bozar. Alkali beslenme tanımında vücudun asit dengesini kontrol alır. Asit yönünden yüksek değer taşıyan besin maddeleri, vücut hücrelerinde tahribata neden olarak, zamanla pek çok sağlık sorununu beraberinde getirir. Yanı sıra, asitli yiyecekler, bakteri ve mikropların daha kolay üreyebileceği bir ortam yaratarak, vücudun bağışıklık sistemini zorlar.
İşte bu noktada alkali beslenmenin önemi de ortaya çıkar. Alkali beslenme sayesinde vücuttaki yüksek asit ortamı ortadan kalkacak, bu sayede vücut hücrelerinin kendini yenileme süreci sorunsuz ir şekilde devam edecektir. Diğer yandan alkali beslenen kişilerin bağışıklık sisteminin çok daha güçlü olduğu da gözlemlenmektedir.
Alkali beslenmenin vücudun genel çalışma düzenine ve organ sistemine olan katkılarının yanı sıra, kil verme sürecindeki yararları da yadsınamaz düzeyde olmaktadır. Bu beslenme şeklinde asit baz dengesinin doğru seviye gelmesini takiben vücut metabolizması çok daha hızlı çalışmaya başlar. Devamında bu durum kilo verme sürecinde beklenen sonuçlara ulaşmaya büyük ölçüde yardımcı olur. Ayrıca, mevcut kiloyu korumak ta yine alkali beslenme ile çok daha rahat bir şekilde gerçekleşir.

Alkali Su Ve Faydaları


Alkali beslenme içerisinde, özellikle kilo verme sürecinde hem pratik, hem de sağlıklı besinlerin başında alkali su gelmektedir. Alkali su hem kalorisiz oluşu, hem de suyun yenileme gücü ile vücuda zindelik kazandırması nedeniyle beslenme düzeni içerisinde bir rutini oluşturur.
Peki alkali su ne demek? Kilo vermek ve sağlıklı beslenmek isteyen herkes için suyun önemi tartışılmaz bir gerçek. İçeriği güçlendirilmiş alkali suyun etkisi daha fazla olmaktadır. Alkali su, genel olarak, ph değeri yüksek ve yüzey gerilimi düşük olan su olarak ifade edilmektedir. İnsan vücudu ph düzeyi 7.4 olup, bu değerin altı asidik, üstü ise bazik değerde kabul edilir. Alkali su da 4 ph seviyesinde bir karışımdır.
Alkali su tanımında dikkat çeken bir diğer kavram yüzey gerilimi olarak karşımıza çıkar. Yüzey gerilimi vücut içerisinde suyun hücreler ulaşabilme derecesiyle ilgili bir kavramdır. Şöyle ki, yüzey gerilimi yüksek olan suda geçirgenlik seviyesi de yüksek olacağından su hücrelere yeterince ulaşamaz. Bu da hücrelerde susuzluğa neden olur.
Yüzey gerilimi düşük olan alkali su ise, yüksek geçirgenlik sağlayarak, gereksinim ölçüsünde suyun hücrelerce emilimini hızlandırarak, bu sayede hücre işlevselliğinin devamını sağlar.
Günde 8 bardak su içmek sağlık açısından en temel kuralların başında gelir. Pek çok kişi için ise bu ölçü çok fazla olup, genellikle zorlanırlar. Alkali su tüketmeye başlayan kişilerde tam emilim söz konusu olacağından, zaman içerisinde su içme isteği artmakta ve kişiler su içmekten keyif alır hale gelmektedir. Bu açıdan, özellikle diyet sürecinde olup, su içmekte zorlananlar alkali suyu programlarına dahil etmelidir.
Alkali su tüketimi pek çok açıdan fayda sağlar. Daha pürüzsüz görünümlü bir ten yapısını yanı sıra cilt daha canlı, parlak ve genç hale gelir. Özellikle kuru bir cilt yapısına sahip olanlar, bu değişime çok daha hızlı şahit olurlar. Ayrıca düzenli alkali su tüketimi, yaşlanma sürecini yavaşlatır ve bağışıklık sistemini güçlendireceği için hastalıklara karşı direnç sağlar.
Ek olarak asit seviyesinin artması metabolizmayı yavaşlattığı bilinmektedir. Alkali su asit seviyesin düşürerek metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur. Normal suyun alkali suya dönüştürülmesi için vücut ph derecesine uygun olmalı. Yeterli düşük yüzey emilimine sahip olmasını sağlayacak, diğer besin maddesinin yine vücuda zarar vermeyecek nitelikte olması gerekir.

Alkali Su Hazırlama

alkali_su_ile_kilo_verme (1)
 
Piyasada alkali su olarak satılan pek çok ürünle karşılaşılsa da, aslında evde pratik bir şekilde alkali su hazırlamak mümkündür. Evde alkali su hazırlamanın en bilinen ve pratik yolu karbonat ve su ikilisidir. 2 litre suyun içerisine 1 yemek kaşığı İngiliz karbonatı ekleyerek alkali suyu hazırlayabilirsiniz. İngiliz karbonatı yerine alkali damla ya da yemek sodası da kullanılmaktadır.
Limon asit oranı yüksek bir besin maddesi olarak bilinse de bir bardak su içerisine 2 – 3 damla limon sıkılarak hazırlanan karışım yine alkali su olacaktır. Çünkü limonun asit etkisi vücut içerisinde bazik bir etki göstermektedir.  Alkali su verilen oranlarda hazırlandığı takdirde normal su tadından farklı tat alınmayacaktır.
Alkali su, vücut açısından pek çok faydaya sahip olsa da, yine de tüketirken dikkat etmek gerekir. Günde 2 litreden fazla tüketilmemesi tavsiye edilir. Yanı sıra, yüksek tansiyon hastaları ve midede asit azlığı problemi yaşayan kişilerin de alkali su tüketmemesi gerekir.

Kategoriler
Obezite Obezite Diyetleri

Glisemik İndeks Diyeti ile Zayıflama

Glisemik indeks diyeti ile zayıflama mümkün mü? Glisemik indeks değerlerini bilerek diyet yapmak nasıl olur? Pek çok kişi yemekten kalktıktan kısa bir süre sonra tekrar acıktığını söyler. Yanı sıra, ne yesem yarıyor diyen ve hızlı kilo alan pek çok kişi de yine sürekli kendini aç hisseden kişilerdir. Bu noktada bu durumun sorumlusu, elbette ki tüketilen gıdaların besin değerleri bulunmaktadır. Glisemik indeks faktörü de işte tam bu noktada devreye girer.
glisemik_indeks_diyeti-4
Glisemik indeks, bir besin maddesinin vücuttaki insülin hormonunu, halk arasında bilinen adıyla kan şekerini, yükseltme hızı olarak ifade edilir. Bu noktada, gıdaların glisemik indeks değerlerinin önemi ortaya çıkar. Yüksek glisemik indeks kategorisinde yer alan gıdalar kan şekerini daha hızlı yükselttikleri için, hem sağlıklı beslenme, hem de kilo verme açısından olumsuz etkisi olan gıdalar olarak nitelendirilirler.
Glisemik indeks değeri, gıdaların miktarına göre değil, özelliklerine göre belirlenir. Aynı miktarda çilek ya da muzun glisemik indeksi farklıyken, yine bakliyatlar arasındaki indeks değerleri de birbirinden farklıdır. Yüksek glisemik indekse sahip gıda maddelerinde karbonhidrat oranının çok daha fazla olması, kan şekerini neden bu kadar hızlı yükselttikleriyle doğru yönde ilişkili olarak karşımıza çıkmaktadır.
İnsülin hormonu karaciğerden salgılanan bir hormon olup, kan şekerini düşürmekle görevlidir. Besinlerin glisemik indeks değeri doğrultusunda, yüksek değerli besinler insülin direnci yaratarak, kan şekerinin düşmesine neden olur. İnsülin direnci oluştuğu takdirde, vücudun ihtiyaç duyduğu enerjinin karşılanabilmesi için, normal seviyenin çok daha üstünde insülin salgılanması gerekir.
Şeker – enerji dönüşüm dengesindeki yetersizlik sonucu beraberinde bu şekerin yağ şeklinde depolanmasına neden olarak, yağ oranını arttırır. Diğer yandan glisemik indeksi yüksek gıdalar bağırsaklarda daha hızlı geçer ve vücudun gerektirdiği temel vitamin ve mineralleri gerektiği gibi vücuda sağlayamazlar.
Bu bakımdan beslenme konusunda düşük glisemik indeksli gıdaların tercih edilmesi pek çok vücut sistemi açısından fayda sağlamaktadır. Bu durumdan çıkan sonuç doğrultusunda denilebilir ki; glisemik indeks yüksek gıdalar, kişilerin insülin direncini tetikleyerek, daha kısa sürede ve daha yoğun bir açlık duygusu yaşarlar.
Beraberinde, yemeğe başladıklarında da doyma süreleri daha uzun olur. Özellikle, şeker yükü daha fazla olan beyaz ekmek, şeker, pirinç gibi pek çok besin, bu anlamda glisemik indeks değeri bakımından dikkat edilmesi gereken gıdalar arasında yer alır.

Glisemik İndeks Diyeti

 
glisemik_indeks_diyeti-1
Kilo vermek isteyen kişilerin büyük çoğunluğu, ya aç kalarak, ya da sağlıksız besinlerle kısa süreli kilo kaybı yaşayabilirler. Ne yazık ki, bu durum bir süre sonra tersine dönmekte ve kaybedilen bu kilolar fazlasıyla geri alınmaktadır. Oysa iyi bir diyet aynı zamanda yaşam biçimi haline getirilebilen ve kilo kaybını dönemsel değil, ideal vücut oranıyla dengeli bir şekilde sunan bir biçimde olursa faydalı olur.
Kilo vermeyi gerçekten isteyen kişilerin glisemik indeks konusunu dikkate almaları, sağlıklı ve kalıcı bir kilo verme sürecini oluşturma yönünden fayda sağlayacaktır. Bu doğrultuda, glisemik indeksi yüksek olan gıdaları belirlemek ve bu gıdaların tüketimini en aza indirgemek diyet listelerinin doğru bir şekilde oluşturulması açısından önem taşır.
Diğer yandan sadece zayıflama aşamasında değil, yaşam içerisinde düzenli ve dengeli bir beslenme rutini oluşturmak açısından da gıda seçiminde glisemik indeks faktörünü göz önünde bulundurmak gerekir.
Tabi burada unutulmaması gereken bir diğer nokta da, tüketilen besinlerin miktarıdır. Bir gıda maddesinin düşük glisemik indeks değerine sahip olması, o gıdayı çok yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Bu anlamda, glisemik indeks değerlerini yanı sıra besinlerin ne kadar tüketilmesi gerektiği, diğer bir ifadeyle besin yükü de göz önünde bulundurulmalıdır.
Glisemiks indeksi düşük seviyede olan gıdalar, kan şekerini yavaş yavaş yükselten ve bu doğrultuda dengede tutan gıdalardır. Bunun yanı sıra, bu gıdalar yüksek glisemik indeks değerine sahip gıdalara göre çok daha doyurucu olduğundan ek öğün ya da çok yeme duygusunu ortadan kaldırır.
Bu sayede kilo verme sürecini daha kolay ve hızlı hale getirirken, vücuda ek besin alınması sonucunda sindirim sisteminin daha fazla çalışması sonucu yaşanan rahatsızlıklar da düşük glisemik indekse sahip gıdalarla engellenebilir.
GLİSEMİK İNDEKS DEĞERİNE GÖRE BESİNLER
glisemik_indeks_diyeti-2
Gıdaların glisemik indeks değerlerini eker teker akılda tutmak çok mümkün olmasa da, temel olarak, beslenme düzeninde hangi gıdalara öncelik vereceğinize dikkat etmeniz yeterli olacaktır. Sonrasında ise kendinize uygun porsiyon düzenlemesi ve beraberinde doğru gıdaları seçmek sayesinde kilo vererek, aynı zamanda sağlıklı yaşamanız mümkün.
Glisemik indeks açısından düşük değeri itibariyle beslenme dizeninizin olmazsa olmaz ürünlerini ise belirli kategorilerle sınıflandırabiliriz. Bunlar kepekli pirinç, kuru baklagiller, meyve ve yanında süt ya da yoğurt, ta buğdaydan yapılmış makarnalar ve tam tahıllı ürünlerdir.
Glisemik indeksi yüksek olan gıdaların başında ekmek türü gıdalar gelir. Bu noktada, pek çok diyet uzmanı ekmek yemeyi önermez. Yine de ekmekten vazgeçemeyen kişiler, tam buğday ekmeği tüketebilir.
Bu ekmek türü diğerlerine oranla glisemik indeks yönünden daha düşük bir değere sahip olup, bu sayede insülin hormonunun daha z salgılanmasını sağlayarak tokluk hissini daha uzun süre korumaktadır. Yine de zayıflama sürecinde mümkün olduğunca ekmek ve türevi gıdaları en aza indirgemek daha faydalı olmaktadır.
Pirinç ve pirinçle yapılan gıdaların pek çoğu da yine yüksek glisemik indeks grubunda yer alır. Pirinç pilavı bu noktada özellikle dikkat edilmesi gereken besin maddelerinden biri olarak karşımıza çıkar. Öyle ki, pirinç pilavı ve bulgur pilavı arasındaki indeks değeri neredeyse 3 kat olarak ölçülmektedir.
glisemik_indeks_diyeti-3
Diyet uzmanlarının kilo vermek isteyenlere tavsiyeleri arasında meyve suyu tüketimlerini sınırlandırmaları yer alır. Meyve suları, ister hazır, isterse taze sıkılmış olsun; her durumda insülin direncini arttırarak kan şekerini olumsuz etkileyen içecekler arasında yer alır.
Üstelik bu maddeler, yoğun şeker içerikleriyle, kilo alım sürecini çok daha hızlandırmaktadır. Meyve suyu yerine tüketmek yerine süt, kefir, ayran gibi içecekler daha uygun olacaktır. Herhangi bir durumda meyve suyu tüketimi gerekliyse de yine taze sıkılmış meyve sularını tercih etmek tavsiye edilmektedir.
Benzer olarak meyvelerde glisemik indeks değeri yüksek besinler arasında yer alır. Yine de meyve suyu ya da diğer besin türlerine oranla tüketimi değişebilir. Örneğin portakal, çilek ve karpuz arasında en düşük değerde olan çilek, portakal ve karpuzdur.
Kök hücre besinler ve kuru baklagillerin glisemik indeks değerleri çeşitlerine ve pişirme değerlerine göre farklılık gösterir. Baklagiller arasında taze fasulye ya da kur fasulyenin glisemik indeks değeri, nohut, barbunya, mercimek gibi bakliyatlara göre daha yüksektir. Bakliyatlar içerisinde en yüksek değere sahip gıda ise bezelyedir.
Kök besinler bakımından da patates şeker içeriği yönüyle en başta gelen besin maddesidir. Patates özellikle tüketim şekline göre değeri değişiklik gösterebilen besin maddelerinden biridir. Bu doğrultuda, haşlanmış ya da kızarmış patatesin değerleri birbirinden farklıdır. Kızarmış patates çok daha yüksek bir değer taşıdığından hem daha çabuk acıkmaya sebep olur, hem de kilo alımını hızlandırır.
Glisemik indeks listesine uygun gıdalarla beslenmek, elbette ki sağlıklı bir yaşam ve doğru bir beslenme süreci açısından gereklidir. Yine de günlük yaşam rutini içerisinde yüksek indeks değerindeki gıdaları tüketmek durumunda kalınabilir. Böyle zamanlarda gıdalar arası dengeyi sağlamak oldukça nemlidir.
Örneğin beyaz pirinç pilavı tüketiliyorsa yanında mutlaka yoğurt ya da salata tüketilmelidir. Ya da çok şekerli bir hamur işi tatlı yeniyorsa, yine yoğurt ya da taze meyve tüketilerek, insülin salgısının dengede kalması sağlanmalıdır. Eğer glisemik indeks diyeti yapmak istiyorsanız, buradaki detaylı bilgiler çok işinize yarayacaktır.

Kategoriler
Obezite Diyetleri Obezite Videoları

Hızlı Kilo Vermenin 13 Yolu

Herkese yeniden merhaba🙋 Bu yazımda, kilo verme sürecimde; bende işe yaramış pratik ve kilo verme sürecinizi hızlandıracağını düşündüğüm 13 altın kuraldan bahsedeceğim sizlere. Hızlı kilo vermenin 13 yolu olarak da adlandırabiliriz bu yazıyı. Umarım faydalı olur, keyifli okumalar & seyirler! 🙂
  1. Öncelikle salatalara eklediğiniz soslara dikkat! Sağlıklı bir şeyler yediğinizi düşünürken, eklediğiniz soslarla salatanızı bir kalori bombasına dönüştürebilirsiniz. Limon ve zeytinyağı benim vazgeçilmezimdir!
  2. Katılacağınız davetlerde eğer kalorili şeyler yiyeceğinizi biliyorsanız önceki ve sonraki öğünleri hafif geçirmek günü kurtaracak bir yöntemdir.
  3. Alkol ve asitli içeceklerden uzak durmak, ödem yani şişkinlik yapacağı için tartıda bizi yanıltır, uzak durmak oldukça önemli!
  4. Akşam yemeğinden sonraki atıştırmalıklardan uzak durmak gerek!
  5. Su içme alışkanlığını edinmemiz şart, günde 2-2.5 litre içelim.
  6. Üzüntülü ve sıkıntılı anlarınızda buzdolabına koşmayın. Böyle durumlarda verdiğiniz emeği ve o aldığınız kalorileri yine sizin yakacağınızı düşünün.
  7. Çiğneyerek, küçük lokmalar halinde, yavaş ve arada sırada çatalı kaşığı elinizden bırakarak yemenin hızlı yemeğe göre daha az kalori sağladığını unutmayın.
  8. Televizyon karşısında veya bir şeyler okurken sürekli atıştırmamaya çalışın.
  9. Dışarıda yediğiniz sağlıklı yiyeceklerin yanındaki patates kızartması, ketçap, mayonez gibi gıdaları yeşilliklerle değiştirin.
  10. Porsiyonları dengeleyin.
  11. Ara öğün tüketin.
  12. Diyet ve egzersiz birbirinden ayrılamaz bir ikilidir. Her gün en az 1 saat yürüyün.
  13. Yemek günlüğü tutun.