Kategoriler
Obezite Araştırmaları Obezite Haberleri Obezite ve Yemek

Kuruyemiş Kilo Aldırır mı Verdirir mi? (Bilimsel Makale 2019)

Kuruyemiş kilo aldırır mı, verdirir mi? Kuruyemiş kilo yapar mı? Bu sorular kilolu kişilerin, sağlıklı yaşamak ya da diyet yapmak isteyen ve kuruyemiş yemek isteyen birçok kişi sormaktadır.
Hangi kuruyemiş zayıflatır, hangisi aldırır? Kuruyemiş faydaları, zararları nelerdir? Çiğ kuruyemişin mi kalorisi yüksektir, kavrulmuş mu? Çekirdek, ceviz, badem, leblebi, fındık kilo aldırır mı, kilo yapar mı? Bu sorular da bireylerin aklını kurcalamaktadır. Hepsine bir bilimsel araştırma ile cevap verelim.
2019 yılı başında yayınlanan, Harvard Üniversitesi araştırmacılarının da bulunduğu, bilimsel bir makaleyi aşağıda bulabilirsiniz.

Kuruyemiş Kilo Vermeye Yardımcı Olabilir

Bir porsiyon kuruyemiş; işlenmiş et, patates kızartması veya şekerli aperatifler yerine faydalı bir alternatif olabilir.
Kuruyemişler, besinsel faydalı içeriklerle doluyken, aynı zamanda kalorilerde de oldukça yüksek olma eğilimindedir. Ancak biraz porsiyon kontrolü ile bu aperatifler uzun vadede obeziteyi yok edebilir mi?
Bilimsel Oturumlar 2018’de sunulacak olan iki yeni çalışma, kuruyemiş tüketiminin kilo verme çabalarınıza gerçekten neden yardımcı olabileceğini ortaya koymaktadır. Konferans, bu hafta Chicago, Illinois’deki Amerikan Kalp Derneği tarafından gerçekleştirilecek.
Xiaoran Liu tarafından yönetilen ilk çalışma, kuruyemiş tüketiminin uzun bir süre boyunca vücudu nasıl etkileyebileceğini gözlemledi. Bulgulara göre, tek bir fındık ve yer fıstığı porsiyonu, birkaç yıl içinde sağlıksız kilo alma riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Kuruyemiş kilo verdiriyor
Harvard TH Chan Halk Sağlığı Okulu Beslenme bölümünde araştırma görevlisi olan Liu, “İnsanlar kuruyemişleri çoğu zaman yağ ve kalori açısından yüksek gıda maddeleri olarak görüyorlar. Bu yüzden onları sağlıklı atıştırmalıklar olarak görmekten çekiniyorlar, ancak kuruyemişler aslında daha az kilo alımı ve sağlıkla ilişkili gıdalar” dedi.
Bir avuç olarak tanımlanan kuruyemiş veya fıstıkların bir porsiyonu, patates cipsi gibi diğer aperatifler yerine faydalı bir alternatif olabilir. Zamanla bu, yıllar boyunca yavaş yavaş biriktirdiğimiz ekstra kilolara karşı yardımcı olabilir.
Liu, “Kırmızı veya işlenmiş et, patates kızartması veya şekerli atıştırmalıklar gibi daha az sağlıklı besinler yerine beslenmenize bir avuç kuruyemiş eklenmesi, erişkinliğe girdikten sonra yavaş, kademeli kilo alımını önlemeye ve obezite ile ilgili kardiyovasküler hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilir.” diye ekledi.
San Diego Eyalet Üniversitesi’nde yürütülen ikinci çalışma, özellikle Brezilya fıstığı veya tuzlu krakerlerin yetişkin diyetine dâhil edilmesinin etkilerini karşılaştırmıştır. Her iki aperatifin de dolgunluk hissini arttırdığı görülmüştür, ancak Brezilya fıstıklarını yiyenlerde etkisi daha güçlü olmuştur.
Ancak, tuzlu krakerlerin dezavantajı kan şekeri seviyelerinde kayda değer artış olmasıydı. Bunun aksine, Brezilya fıstığı, tüketildiğinde kan glikozu ve insülin seviyelerini dengelemeye yardımcı oldu.
Kuruyemiş kilo kaybı obezite

Kuruyemiş Diyabet (Şeker) ve Kilo Veriminde Faydalı

San Diego Eyalet Üniversitesi Egzersiz ve Beslenme Bilimleri Okulu’nda profesör olan kıdemli yazar Mee Young Hong’ a göre, bu, “diyabet ve kilo alımını önlemede faydalı” olabilir. Araştırmacılar, selenyum mineralinin bu faydalardan sorumlu olabileceğini söylüyor.
Diğer kuruyemiş seçeneklerinin yanı sıra, diyetisyenler de antep fıstığını, besin profilinin ötesinde, protein, lif ve sağlıklı yağların değerli bir dozunu içeren nedenlerle önermektedir. Görünüşe göre, dış kabukları açmak, stres atmaya eğilimli olanların iştahını da hafifletebilir.
Ve lif içeriği düşük olsa da, kaju fıstığı büyük bir demir, çinko ve magnezyum kaynağıdır. Diyetinize omega-3 yağ asitlerini dâhil etmek istiyorsanız, tüketmeniz gereken şey ceviz olmalıdır.
Kaynak:
https://www.medicaldaily.com/eating-nuts-could-help-your-weight-loss-efforts-428436

Sonuç olarak;

  1. Kuruyemişleri, içerdiği yağlar nedeniyle önermeyen kişilere artık inanmamalıyız!
  2. Kuruyemişlerde, yağ içeriği olabilir fakat bunlar sağlıklı yağlardır.
  3. Kuruyemişler, içerdikleri diğer mineraller ve oluşturduğu doygunluk hissi ile tercih edilmelidir.
  4. Bizler, sağlıksız abur cubur aperatiflerini tüketmek yerine özellikle kuruyemişi tercih etmeliyiz. Ve çocuklarımıza da atıştırmalık olarak kuruyemiş tüketimini önermeliyiz.
  5. Kuruyemiş tüketimi, uzun vadede kilo kaybı sağlayarak obezite ile mücadelemizde en büyük destekçilerimizdendir.
  6. Ne kadar kuruyemiş yemeliyiz? Kuruyemiş istenildiği kadar yenilebilir fakat ideal olan miktar toplam olarak günlük 1 çay bardağı kadardır.

Canan Karatay kuruyemiş konusunda ne diyor, birçok kişi de bunu merak etmekte. Aslında araştırma, kendisini doğruluyor. Bir de ilave olarak, çiğ olarak tüketilmesinin daha iyi olduğunu ekleyebiliriz.
Bir diğer bilimsel makale olan Akdeniz Diyeti’ni incelediğimiz yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.
Akdeniz Diyeti Kalp Hastalığı Riskini Azaltıyor (Bilimsel Makale 2019)

Kategoriler
Obezite Araştırmaları Obezite Haberleri

Oruç (Açlık) ve Yaşam Ömrü

Aralıklı oruç diyetleri bu günlerde oldukça moda haline geldi. Fazla bilinmeyen 5:2 diyeti, Silikon Vadisi çevrelerinde önem kazanan daha aşırı oruç yöntemlerine kadar her şeyi görüyoruz. Ancak açlık ve olumlu sağlık sonuçları arasındaki korelasyonu işaret eden çok fazla gözlemsel araştırma yapılıyorsa da, hala bunların altında yatan herhangi bir biyolojik mekanizmanın varlığını tam olarak anlayamıyoruz.
Harvard araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir araştırmada, oruç tutmanın, hücrelerimizdeki mitokondriyal ağların aktivitesini değiştirerek yaşam süresini nasıl artırabileceği, yaşlanmayı yavaşlatacağı ve sağlık düzeyini nasıl iyileştireceği gösterildi.
Araştırmanın kıdemli yazarı William Mair, “Geçmişteki çalışmalar aralıklı orucun yaşlanmayı nasıl yavaşlattığını gösterdi ancak bunun altında yatan temel biyolojiyi şimdi anlamaya başlıyoruz.” dedi.

Açlık ve orucun solucanlardaki etkisi
Nematod solucanlarının kas hücrelerindeki mitokondrilerini görüyoruz. (Kaynak: Harvard Chan School)

Mitokondri, hücrelerimizin içindeki küçük bir enerji santrali gibidir. Geçen yıl Newcastle Üniversitesi liderliğindeki araştırmacılardan oluşan bir ekip, mitokondrinin hücrelerin yaşlanmasında nasıl temel bir etkisi olduğunu gösterdi. Harvard’ın yeni araştırması, değişen mitokondriyal ağ şekillerinin uzun ömrü ve yaşam süresini nasıl etkilediğini göstermektedir. Ancak daha da önemlisi, çalışma, oruç tutmanın bu mitokondriyal ağları “genç” bir durumda tutmak için nasıl yönettiğini ortaya koymaktadır.
Mitokondriyal ağlar içerisindeki hücreler genellikle iki durum arasında değişir: kaynaşmış ve parçalanmış. Bu çalışmada, yalnızca 2 hafta yaşadığı için uzun ömürlülüğün ölçülmesi açısından faydalı bir organizma olan Nematod solucanlarının kullanılmış. Çalışmada, kısıtlamalı diyetlerin, bu kaynaşmış ve parçalanmış durumlar arasında sağlıklı bir esneklik sağlayan mitokondriyal ağlarda dengeyi teşvik ettiğini buldu.
Mair, “Çalışmalarımız, mitokondri ağlarının esnekliğinin orucun yararları için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Mitokondriyi tek bir durumda kilitlersek, oruç tutma veya beslenme kısıtlamasının uzun ömür üzerindeki etkilerini tamamen engelleriz.” demiştir.
Açlık ve hücre mitokondrisi üzerine etkileri
Yeni araştırma, bir hücrenin mitokondrisinin (yeşil renkle gösterilen) açlık ve oruçla olumlu etkilenebileceğini gösterdi. Bu sayede daha uzun ve sağlıklı yaşama neden olabileceğini gösterdi.  (Kaynak: NICHD Flickr CC-BY-2.0)

Çalışma aynı zamanda, orucun yağ asit oksidasyonunu arttıran ve temel yağ metabolizması sürecini artırabilen bir tür organel olan peroksizomlarla mitokondriyal koordinasyonu geliştirdiğini buldu. Çalışmanın deneylerinde solucanın ömrü, sadece diyet müdahalesi ile mitokondriyal ağ homeostazını koruyarak arttırılmıştır. Bu sonuçlar, oruç tutmanın ömrü nasıl arttırabileceği ve sağlıklı yaşlanmayı nasıl teşvik edebileceği üzerine ışık tutmaya yardımcı oluyor.
Çalışmanın yönetici yazarı Heather Weir, bu durumu  “Diyet kısıtlaması ve aralıklı oruç tutma gibi düşük enerjili koşulların daha önce sağlıklı yaşlanmayı teşvik ettiği gösterildi. Durumun nedenini anlamak, faydaları terapötik (tedavi edici) olarak uygulayabilmek için çok önemli bir adım” şeklinde açıklamaktadır. “Bulgularımız, yaşlandıkça yaşla ilişkili hastalıkların gelişme olasılığını azaltacak tedavi edici stratejiler arayışında yeni yollar açıyor.”
Bu çalışma Cell Metabolism (2) dergisinde yayınlandı.
Kaynaklar:
1) Harvard Üniversite Açlık Çalışması
2) Cell Metabolism
Yazının kaynağı:
https://newatlas.com/fasting-increase-lifespan-mitochondria-harvard/52058/

Kategoriler
Harvard Obezite Serisi Obezite Araştırmaları

Açlık ile Sağlıklı Yaşlanma ve Uzun Ömür

Açlık ve oruç tutmanın sağlık üzerine olumlu birçok etkisinin olduğu yapılan araştırmalarda gözlemlenmekteydi fakat bunun hangi mekanizma ile oluştuğu tam saptanamamıştı. Bu Harvard araştırması, açlık (oruç) ve diyet kısıtlamasının mekanizmasını anlamamıza yardımcı oluyor.
Harvard çalışması, aralıklı açlık ve manipüle mitokondriyel ağların yaşam süresini nasıl artırabileceğini gösteriyor.
Harvard T.H Chan Halk Sağlığı Okulu tarafından yapılan yeni araştırmalara göre, hücrelerde mitokondriyal ağların manipülasyonu – ya diyet kısıtlaması ya da onu taklit eden genetik manipülasyon – yaşam ömrünü uzatabilir ve sağlığı teşvik edebilir.
26 Ekim’de çevrimiçi olarak Cell Metabolism dergisinde yayınlanan çalışma, hücrelerin yaşlanmaya ve yaşla ilişkili hastalığa yol açan enerjiyi zamanla işleyebilme kabiliyetini öngören temel biyolojiye ışık tutuyor ve oruç tutma süreleri gibi teşebbüslerin sağlıklı yaşlanmayı nasıl teşvik edilebileceğini açıklıyor.
Hücrelerdeki enerji üreten yapılar olarak tanımlanan mitokondri, enerji talebine göre şekli dinamik olarak değiştiren ağlarda bulunur. Bunu yapma kapasiteleri yaşla birlikte azalır, ancak bunun metabolizma ve hücresel fonksiyon üzerindeki etkisi henüz net değildir. Bu çalışmada araştırmacılar, mitokondriyal ağların şekillerindeki dinamik değişiklikler ile uzun ömürlülük arasında nedensel bir bağlantı göstermiştir.
Açlık ve orucun solucanlardaki etkisi
Bilim adamları sadece iki hafta yaşayan C. elegans’i (nematod solucanları) kullandılar ve böylece laboratuvarda gerçek zamanlı olarak yaşlanmanın incelenmesini sağladılar. Hücreler içindeki mitokondriyal ağlar, genellikle kaynaşmış ve parçalanmış durumlar arasında geçiş yapar. Araştırmacılar solucanların diyetini kısıtlamanın veya AMP ile aktive protein kinaz (AMPK) adı verilen bir enerjiyi algılayan proteinin genetik manipülasyonu yoluyla diyet kısıtlamasını taklit etmesinin mitokondriyal ağları kaynaşmış veya “genç” bir halde koruduğunu buldu. Buna ek olarak, bu genç ağların, yağ metabolizmasını modüle etmek için peroksizomlar adı verilen organellerle iletişim kurarak yaşam süresini uzattığını keşfettiler.
Araştırmanın baş editörü olan ve Harvard Chan Okulu’nda araştırma yaparken şu an Astex İlaç firmasında araştırma görevlisi olarak çalışan Heather Weir, “Diyet kısıtlaması ve aralıklı oruç tutma gibi düşük enerjili koşullarının daha önce sağlıklı yaşlanmayı teşvik ettiği gösterildi. Bu durumun nedenini anlamak, faydaları terapötik (tedavi edici) olarak uygulayabilmek için önemli bir adım.” dedi. “Bulgularımız, yaşlandıkça yaşla ilişkili hastalıkların gelişme olasılığını azaltacak terapötik stratejiler arayışında yeni yollar açıyor.”
Harvard Chan Okulu genetik ve kompleks hastalıklar profesörü ve araştırmanın kıdemli yazarı William Mair; “Geçmişteki çalışmalar, aralıklı orucun yaşlanmayı nasıl yavaşlattığını gösterse de, temel biyolojiyi ancak şimdi anlamaya başladık.” dedi.
“Çalışmalarımız, mitokondri ağlarının esnekliğinin oruç tutmanın faydaları açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Mitokondriyi tek bir durumda kilitlersek, oruç tutma veya beslenme kısıtlamasının uzun ömür üzerindeki etkilerini tamamen engelleriz.”
Araştırmacılar için bir sonraki adım, mitokondriyal ağların rolünün test edilmesi de dâhil olmak üzere, memelilerde oruç etkisi ve mitokondriyal esneklikteki bozuklukların, obezite ve yaşla ilişkili hastalıklar için artan risk arasındaki ilişkiyi açıklayıp açıklayamayacağının değerlendirilmesidir.
Kaynak: 
https://news.harvard.edu/gazette/story/2017/11/intermittent-fasting-may-be-center-of-increasing-lifespan/